Bitmiş bitmiş... 
Küller savrulup gitmiş.
Anımsamıyorum sesini.
Gülüşün terketmiş, 
Sana bakan gözler bile senden gitmiş.. 
Hoşçakal mutlu kal!

-Merve Kılıç-

{ hikaye }

sensizlik her gece içimi üşütürken, 
geride bıraktığın boşluklarda yankılanıyor sesim
suskun çığlıklarım bir şimşek gibi yakıyor bedenimi
yıkılıp kalıyorum orada
işte şimdi sonsuzdayım, boşluktayım
geçmiş hiç geçmemiş
dün gibi karşıma çıkıyor hatıralar 
kendimi kandırıyorum
ne git diyebiliyorum ne de kal
sessizce gidişini izliyorum
fırtınalar kopuyor aşıyor bedenimi
gözlerim donuk hissiz, yaş gelmiyor artık
hikayenin kahramanları gitmişken, 
geride ne bırakmış olabilirler ki?
iki kişilik.. sessiz sakin.. güneşi bekleyen..
bir hikaye sadece..

Merve Kılıç   

* hayallerimin kahramanı kendim * :)



2011 ‘e girmeye sayılı günler kala yine aklımda düşünceler, kendimi yazarken buldum. Geçen seneki yazılarımı –yeni yıl yazım dahil- okuyarak başladım. Biraz da ışık tutabilmesi adına. 2010 benim için geçmişle hesaplaşma, ya da yarım kalmış düşünceleri, işleri sonlandırma yılı oldu diyebilirim. Astrolojik açıdan da öyle geçecek deniyordu ve sanırım bende de aynı şekilde işe yaradı :) Gelelim beklentilerimi karşıladı mı kısmına… Hayır! :)
O yüzden ben de daha detaylı şekilde madde madde sıralayayım dedim bu yıl. Hani belki yanlış anlaşılmalar olmuştur diye bu yıl hepsinin gerçekleşmesini istiyorum mümkünse. Öyle toplumsal şeylere filan da girmeyeceğim, bir başlasam içinden çıkamayız zaten. Kendimle ilgili aldığım kararlara.. Hepsi 2011 yılı içerisinde olmasa bile, hani en azından yapmak istediklerim neler onları da kendime sıralamış olurum ki içinden seçmesi daha kolay olur kendimi de mutlu etmek için :)




  • Öncelikli dileğim AŞK. Bak hem de büyük harflerle yazdım Eros duy sesimi. Yoksa böyle olmuyor müzmin bekar halleri. Tamam ‘Başak’ olabilirim ama o da bir yere kadar yani. Şöyle eli yüzü düzgün, kibar, anlayışlı, saygılı, kültürlü, dürüst, eğlenceli, nerde ne konuşması gerektiğini bilen biraz efendi biraz deli, adam gibi adam olsa hayır demem :) … bir de şöyle içmimar tiyatrocu filan da olur bak :) Hani ben olamadım o olsun bari diye. Ama odun olmasın, egosu tavan yapmış, eğlence düşkünü, sorumsuz insanlar da uzak olsun..
*Not: Detaylı bilgi ve müracaat için şahsen başvuru gereklidir :)

  • Sonraki dileğim iyi bir iş ve yöneticilik. Aslında bir çok şey yapmak istiyorum. Tasarımla ilgili bir şeyler olmalı. Ne üzerine olacağı konusunda çok emin değilim henüz ama hayatımın bir döneminde mutlaka yapmalıyım. Butik tarzı bi yer de olabilir sonraki aşamada. Restaurant gibi bir yer işletmek de isterim. Tek tek, tüm ayrıntılarıyla kendim ilgilenerek :) Sonracıma sanatla ilgili bir şeyler de var kafamda. Bu yazı ile ilgili de olabilir, sahne de olabilir. Ya da dans… Hepsini seviyorum çünkü. Yazmaktan keyif alıyorum. Kendimi ifade edebiliyorum ve ‘Söz uçar, yazı kalır.’ Sözünün sonuna kadar destekçiyim. Sonradan kendim de açıp neler yazmışım ben diye okuyorum.:) Bir de oyunculuk ve tiyatro var.. O da olacak bir gün.. Belki kendi çapımda ama olmalı yine de yarım kalmamalı :) Onun heyecanı apayrı! Yani işte öyle çok şey var kafamda.. Küçük küçük ama farklı alanlarda.. Aslında hepsi bir arada toplanıp bir komplex olabilir yani neden olmasın? ;)
  • Mesela mutlaka Dünya seyahati yapmak istiyorum tıpki bir gezgin gibi! Çok fazla planlamadan kafam nereye isterse oraya gitmek. İstediğim yerde istediğim kadar kalmak. Nerde mutluysam orda olmak, nasıl mutluysam öyle davranmak :) Tabi bunun için bayağı bir finansal destek gerekiyor. Umarım olacak bir gün, inanıyorum.. ;)
  • Hayatımın bir döneminde İstanbulda yaşamak istiyorum, şehir beni boğana kadar! Çünkü, İstanbul’a aşığım! ;)
  • Sonra…. Behlül’ün Riva’daki evi gibi bir evim olsun istiyorum ve denize sıfır ;) Aynı zamanda bir deniz aşığıyım.. Deniz görmeden yaşayamam bir yanım eksik kalır… Yatım da olsa güzel olur, gezerim hep :)
  • Bir de tabi evleneyim, çoluk çocuğum olsun filan… Ama hayallerimden de vazgeçmeyeyim istiyorum.. Sanki böyle çok lüks şeyler istiyormuşum gibi oldu biraz ama tabi en önemlisi aile, sağlık, mutluluk, huzur…. Her şey onlardan sonra geliyor aslında… Bazıları uçuk olmuş gibi gelebilir. Ama hayallerin sınırı yoktur ;) Ben de kendime biraz toparlansın diye bir çerçeve çizdim.. Yeni yılda olmaz belki ama olur elbet bir gün.. Pozitif düşünmek lazım.. Eğer biz kendimize inanmazsak, nasıl başkasının bize inanmasını bekleyebiliriz ki?
Bence siz de yapmak istediklerinizin bir listesini çıkarın. Benimki biraz 2011 planlarını aştı, hatta tam anlamıyla ölmeden önce yapmak istediklerim gibi bir şey oldu ama olsun!

Gününüz güzel, yılınız güzel geçsin. Her zaman mutlu ve pozitif bakın hayata.. Sizin hayata bakışınız güzel olursa, hayat da size güzel şeyler sunacaktır ama öncelikle inanın!
Mutlu yıllar diliyorum herkese! ;)
-
Merve Kılıç
-

not :)

Uzun bi aradan sonra merhabalar ... Biraz yoğun geçti yazamadım bu ara. Aslında öyle alakasız zamanlarda yazma isteğim geliyordu ki - mesela yolda yürürken, kafamı yastığa koydum anda filan- yani onları yazma imkanım ya da enerjim olmadığı anlarda o yüzden biraz uzak kaldım buralardan. Zaman geçtikçe biraz daha çevremdekiler öğrenmeye başladılar blogumu yazdıklarımı filan. Bi yandan güzel tabi de, bir de rahatça yazabilir miyim diye de düşündürmüyor değil. Gerçi ben birileri okusun diye de yazmıyorum, kimse okumasın ben okuyayım yeter :) Böyle de kendime yetiyorum yani. Neyse :)
Bir de unutmadan söyleyeyim biraz mutsuz depresif gibi olmuş bazı yazdıklarım siz takılmayın onlara gerçekten diyorum :) Öyle değilim yani yakından tanıyanlar biliyor zaten de kendimle de çok eğlenirim aslında.. Karar verdim biraz daha güncel şeyler yazacağım artık, ya da daha eğlenceli. Söz! :) Çok boş bırakmamalıyım buraları ama şimdilik benden bu kadar. Saygılar sevgiler sunarım :)

Adı yok baş harfi 'SEN'

Yap boza döndü bugün kelimeler. Toparlayamıyorum toparlanamıyorum bir türlü. Karmakarışığım. Keşke hiç karşıma çıkmasan diyorum. Belki öyle daha kolay olurdu her şey. İşte oradasın yine. Sözcükler dilimin ucuna geliyor. Susuyorum. Bundan sonra bana konuşmak düşmez. Nasılsın merak ediyorum. Her şey yolunda mı? Gerçekten yakın olmak isterdim. Zor bu gerçekten zor.. Onunla mısın yine? Senaryolar üretiyorum kafamda. Kaç gün var bize kalan? Kendimle çelişiyorum ah bu gurur! Ama diyorum elimden geleni yaptım.. Yine mi yanlış zamanlama? Hiç mi tutturamadık doğru zamanları. Kader deyip geçmeliyiz öyleyse. Peki ya geçmiyorsa? Sonuna bilemediğim ve bilemeyeceğim bir hikaye. Aslında olası bir tahminim var. Yine söylemeyeceğim. Korkuyorum ya gerçek olursa diye. Bazen kendimden bile nefret ettiğimi itiraf etmeliyim sanırım.. Sana olan zaafımdan dolayı.. Güçlüyüm ben aslında, bir tek sana yeniliyorum. Ama yine susacağım.. Geç kalacağım belki yine.. Sadece bilmeni istediğim ben hep buradayım, senin yanında . . . . .

Merve Kılıç

" Gökten 3 elma düşmüş :) "

Bugünlerde bir yaşlanma fobisi başladı ki bende sormayın. Havalar da pek güzel. Pırıl pırıl güneş, cıvıldayan kuşlar, çiçekler böcekler falan modundayken olacak şey mi yani? Daha yeni bitti 23 yaşım. Ama bu bendeki 30'u devirdim haleti ruhiye nasıl olacak? Zaten en yakın arkadaşlarımdan ikisi de evlenip yuvalarını kurdular an itibarıyle :) Ama yok bununla bitti sanmayın.. Uzun yıllar görmediğim arkadaşlarla karşılaşıyorum ya da pek malum internet sitelerinde rastlıyorum. Efenim ben nişanlandım bakın bunlar da foto.larımız, pek ciciyiz değil mi ehe ehe hadi darısı bekarların başına mesajları. Ya da, yok efenim bakın biz evleniyoruz çok mutluyuz aha bu da davetiyemiz mutlaka bekliyoruzlar... ve tüm bunlardan bir tık ötesi :) Bizim bebişlerimiz bile oldu aman da aman, elinizi çabuk tutun bak kapılanlar kapılıyor, kalanlar çürük domates, evde kalacaksın esprileri... E tamam anlıyorum mutlusun _daha da mutlu ol Allah bozmasın_ da bu nedenle herkes mutlu olsun istiyorsun peki ama ben belki böyle mutluyum yani olamaz mı ki? Belki en olası ihtimalimi de (kendimce) elimden kaçırdım arkasından mendil salladım.  O da gitti ellere yar oldu, olmakla kalmayıp taktı tek taşını attı atının terkisine aldı gitti yani.. Sonra ben de baktım bu işin oluru yok artısı iyiler kapılmış belki evet ya da çok megalomanım benden iyisi yok diyorum beğenmiyorum, olmuyor. Belki öğrendim ben kendimle mutlu olmayı ya da birine bağlanmaya ihtiyaç duymadığımı farkettim, böyle yaşayıp gidiyorum işte. 'Anne benim koşmam gerek, istemiyorum pilav yapmak' (Nil) modundayım :) Sen kır dizini otur kocanla, birlikte yemek yapın, film izleyin filan ya da çocuğunuzun geleceği hakkında planlar yapın :)
Ama bırak, ben böyle kalayım. Cidden diyorum. Beni zaten bu tavırlarınızla yaşlandım moduna soktunuz bir de sorumlulukların artmasıyla. Yok yahu, ne yaşlanması hem? Durun daha en güzel çağımdayım :) Yaş alıyorum yaşlanmıyorum ben. Hayallerim var, görmem gereken şehirler... Şöyle dertsiz tasasız dünyayı filan gezsem diyorum mesela.. Başka yapmak istediklerim de var. Belki o sıralarda, yolun bi yarısında karşılaşırız olur mu olur, her şey mümkün hayatta :) Ya da belki Kıvanç Tatlıtuğ gibi bir insan evladı çıkar Gerard Butler da olur bak karışımı bir şey, ona da hayır demem :) Yıldırım aşkına tutulur evlenirim belki sağım solum belli olmaz benim :) Sonra değmeyin keyfime :)
Tabi işin şakası tüm bunlar.. Yazının da bir anafikri yok zaten. Kendi kendime konuştum eğlendim biraz. Sizler de gülümsediyseniz  ne güzel! Siz pek takmayın yine de yazdıklarımı, öyle takılıyorum sadece :)

Gökten 3 elma düşsün:
Biri evli-mutlu-çocuklulara,
Biri bekar-mutlu-çocuksuzlara
Diğeri de çürüktür zaten, o da evde kalmışlara gelsin :)

Kötüyüm ben kötüyüm...... :)))

Merve Kılıç

Doya doya yaşa hayallerindeki hayatı!

Her şeyi yaşadın sanıyorsun ya, hayır yaşamadın. Hayat devam ediyor ya hala, son nefesin vermedikçe bitmez hiç bir şey bitmez hayaller.. İzin vermemelisin buna. Biraz çaba sarfetsen görebilirsin, hala güzellikler var bu dünyada. Masum kalmışlıklar var. Evet gittikçe kaybediyoruz bir şeyleri biliyorum ama düştükçe kalkmayı da zaten öğrenmedik mi? Tüm yaşananlar birer tecrübe ve bu tecrübelerle atılan her adımda daha dimdik yürümeli yeni bir şekilde hayatta. Kim olduğumuzu, benliğimizi unutmadan ama.. Eğer biz de herkese benzersek ne farkımız kalır ki diğerlerinden. Bırak, herkes bilmesin herkes görmesin zaten. Sen kendini bil yeter. Anlatmaya çalışma, bırak anlamaya çalışsınlar. Kapanma ama dünyaya da aç gözlerini aç kalbinin kapılarını. Nefret etme hiç bir şeyden, hiç kimseden. Onlar da bir şeyler öğretti ya sana, niye kızıyorsun? Kim ne derse desin umursama, sen ne şekilde istiyorsan, nasıl yapabiliyorsan yap elinden geldiği kadar. Hemen pes etme, diren sonuna kadar, şansını da zorla biraz. Risk almak da gerek bazen. Denemeden bilemezsin. Yaptıklarından pişman olma. Yapamadıkların için cesaretini topla ve harekete geç! ..ve doya doya yaşa hayallerindeki hayatı!

Merve Kılıç

Deniz ... (#)

Deniz her zaman huzur veriyor bana. İster yaz ister kış hangi mevsim olursa olsun. Özlüyorum deniz görmeyi. Bütün günümü onu izleyerek geçirebilirim :) Kaçıp gidesim geliyor zaman zaman.. Şu kısa bayram kaçamağını da deniz kenarında geçirdiğim için çok mutluyum. Sade sessiz sakin.. Duyan da 60 yaşı devirdim sanacak :) Arada istiyorum ama kendimle kalmayı. İyi geliyor. Düşüncelerinizin netleşmesi kafanızı toparlamanız için de çok iyi. Yeni bir ben buluyorum bazen. Çok net ve kararlı. Her şeyi yapabileck güçte hiçbir engel onu yıldıramayacak gibi. Keşke onu hiç kaybetmesem diyorum…
Bugün Eylül ayında denize girmenin keyfini yaşadım. Su biraz serindi, güneş kavurmuyordu ama güzeldi işte. Elimde kitabım ‘Hayallerinizdeki Hayatı Yaşayın’. Kulağımda ipod bi yandan da müzik dinleyen bir kız. Gözünde kocaman güneş gözlükleri, geniş kenarlı bir şapka, tatlı bir bronzluk tam tatil modunda! Arasıra müziğe takılıp sesini biraz daha açarak dinledim, içimden melodiye eşlik ederek. Kimi zaman sesini biraz daha kısıp kitaba gömüldüm. Kaldırdım başımı güneşe baktım hissettim hafif rüzgar esiyordu. Akşam olmaya başlamıştı. O sadelikte kendi kendime öyle mutlu ve huzurluydum ki! Hiçbir şey istemezdim o anda. Kendi kendime yetebilmeyi öğreneli çok olmuştu ve sanırım özlemiştim de bu zamanları. Aynı şarkıyı 3 kere başa sarıp dinledim. Etrafıma bakındım. Kalabalık yoktu. Küçük bir çocuk geçerken gülümsedi aynı şekilde karşılık verdim. Mutluluk etrafa yayılıyor bence gülümseme de bulaşıcı. Etrafa neşe saçabilmek gibisi yok. Mutlaka dertler sorunlar var insanın hayatında her şeyin mükemmel olması mümkün değil. Ama bazen küçük şeylerden de mutlu olabilmek güzel. Hiçbir şeye ihtiyaç duymadan. Yalnız kendiniz ve doğa. Dalgaların kıyıya vuruşunu izlemek güzel, güneşin batışını…
Bu düşüncelerden sonra… Gitmeden bir kez daha yüzmek istedim. Attım kendimi serin maviliklere. Yorulana kadar yüzdüm, yüzdüm.. Yüzüme çarptı dalgalar…Gerçeği gördüm :) İçimi ısıtan güneşten o sakin mutluluktan gerçek hayata döndüm.. Ama yine de güzeldi her şey, çok güzel…
Sonra, bu yazıyı yazdım mutluluğumu biraz paylaşayım belki de artarak çoğalır, güzellikler artar diye :) Biliyorum, o an’a gidebilme özlemi yaratıyor insanın içinde ama zihnimizde yarattığımız hayaller de bizi mutlu edebilir bence bir deneyin ne kaybedersiniz ki hem :) Dilerim tüm güzellikler bizleri hiç bırakmasın :)

10/09/2010
Merve KILIÇ

_Zor oldu aMa bitti_


Dün akşam yazmayı planladığım bir yazıydı bu ama itiraf ediyorum öyle yorgundum zihnim öyle doluydu ki uyuyup kalmayı tercih ettim.. Belki dün yazsaydım daha duygu yüklü olurdu bilmiyorum. Şimdi kelimeler uçuyor beynimde. Karmakarışık değilim aslında tam tersi gittikçe netleşiyor düşüncelerim. Kanser gibi içimde büyüyen duygulardan kurtuluyorum yavaş yavaş. inanıyorum ki hayatta hiçbir şey tesadüf değil, her şey mutlak bir düzen içerisinde ve siz onu yaşıyorsunuz..
Bugün ilk günü belki hayatımın uzun bir aradan sonra. Anladım kimseye değmiyor. Bu savaşın bir kazananı kaybedeni yok. Haklı haksız aramak zaten yanlış. Sessiz kalmak bazen en iyi cevapmış. Öğrendim ki, bazen ne iyi olmak ne sevmek ne istemek yetmiyormuş.. Zamanın ilaç olmadığını yıllar geçtiğinde anladım ve şimdi biliyorum ne yaparsan yap, olmayacaksa olmuyormuş. Sessiz geçen dakikalar ve bekleyiş insanın canını yakabiliyormuş bazen. Hem de öyle bir şey ki tam şuranızda kalbinizin tam ortasına çöreklenmiş bir duygu sanki nefes alamıyormuşsunuz gibi boğazınızda bir düğüm. Kelimelerle anlatılamayacak hisler. İnsan hem sevip hem öfke duyabilir mi? Bu yüzden sanırım en sevdiklerimiz daha çok acıtır canımızı. Meğer ben zehir gibi içiyormuşum seni her gün de gitgide kötüleşiyormuş durumum. Beklemenin bir manası yokmuş. Anladım, gerçekten anladım artık. Bu sana veda yazım. İçimden seni atmaya kararlıyım. Üzülmüyorum da artık gerçekten önemsemiyorum. 1 günde bu kadar değişir mi insan? Suskunluğundan aldım ben cevabımı. Biliyorum ve anlıyorum. Belkiler son buldu. Ama ben elimden geleni yaptım diyebilirim artık. Zamanlama yanlış olabilir, iki insanın zamanı birbirini tutmayabilir. Ama içim rahat, sadece biraz yorgunum. Evet zor oldu, sancılı oldu ama bitti. Daha fazla zorlamayacağım, çaba sarfetmeyeceğim, zamanımı harcamayacağım..
Yine karşılaşacağız bir şekilde biliyorum. Sanki hiçbir şey yaşanmamış, iki yabancı gibi.. Herhangi biri olacağız birbirimiz için tüm bunlar geçtikten sonra. Gizli bir anlaşma gibi, susmayı tercih edeceğiz yine. Yüzüne bakacağım, geçmişten bir şeyler hatırlatır gibi gülüşün, gizemli bakan gözlerin. Anımsayamayacağım.. Bitmiş olacak her şey. Başka sevdalarda bambaşka hayatlarda çoktan yol almış yolcular olacağız. Çok zaman geçecek üzerinden. Mutlu olacağız ve unutacağız…

Merve Kılıç

-

Öğrendim ki; bazen ne iyi olmak ne sevmek ne istemek yetmiyormuş..  Zamanın ilaç olmadığını yıllar geçtiğinde anladım ve şimdi biliyorum; ne yaparsan yap olmayacaksa olmuyormuş ...

.

Merve Kılıç

_Eski_

Eski bir melodi var dilimde, eskimiş resimler, eski bir hikayem var seninle. Düşlerimde bir 'sen' varsın. Sonunu göremeden uyandım. Geriye dönemedim. Nasıl bitecekti sonunu asla kestiremedim. Düşlerle gerçekler birbiriyle hiç barışmaz mı?

Buğulu bir camın ardından bakıyorum dünyaya. Eski Türk filmlerinde gibi aşklar var aklımda, hep mutlu sonla biteceği öğretilmişti bize. Oyunun sonunda hep iyiler kazanırdı. Ama zaman öğretti bize bunların yalnızca masallarda kaldığını..
Kirlenmiş bir dünyada yaşıyorduk. Duygular gizli, sözcükler samimiyetsiz ve aşklar yalandı. İyiyle kötü hep savaşıyordu bu yüzden. İçimizle dışımız bir olamazdı ki hal böyleyken. Ağlasak da gülmeliydik hayata! Ben güçlüyüm, dimdik ayaktayım mesajları verirken kendimizi mi kandırıyorduk sadece?

Sonunu bilmediğimiz düşlerimiz var şimdi. Umudumuz var daima. Her şey güzel olacak diyor bir yanım, biraz sabret! Diğer yanım dargın ona. Gerçekle yüzleş diyor..
Ne engelleri aşabiliyorum ne bırakıp gidebiliyorum. Sanma vazgeçtim! Masalların gerçek olmasını bekliyorum.

Merve Kılıç
-

'seninle sen gibi'



ne kadar geride duruyor olsam da kafanı çevirdiğin an nefesimle karşılaşacaksın...
uzun yollardan geçeceksin, yalnız hissettiğin anlar olacak, kimseyi görmek istemeyeceksin,
ben orada olacağım, tam yanıbaşında. varlığımı kabul etmeyeceksin çünkü görmeyeceksin beni.
herkes yanında olacak ve herkes gitmiş olacak .. ben yanında olacağım, her zaman kalacağım.
varlığımı bile unutacaksın, seneler geçecek. ben unutmayacağım ama,
bir gün geriye dönersen yüzünü_yüzümle tanış diye_ bir kez daha bak bana! seçimlerinde özgürsün. asla sana senden yakın olmayacağım, benden sıkılma diye..
ya sıkılıp da çekip gidersen! hep bir mesafede kalacağım belki görmek istersin diye.işte o an geldiğinde.. nefesim nefesin kadar yakın olacak sana ve hissedeceksin kalp atışlarımı, nefesim kesilecek! anlayacaksın belki, eksik parçam senmişsin...
yalnız sen olduğunda tamamlanacak, sonsuzluğa erişmek gibi...
.
merve kılıç
.

Her şey bitmiştir artık...

-
Kadın ve erkek… İnsanoğlunun ilk zamanlarından beri bir mücadele. Elmanın iki yarısı, yapbozun eksik parçası... Kimi zaman sizin eksik parçanıza uyup uymadığına aldırmazsınız bile. Ancak zaman geçtikten sonra anlarsınız ki yanlış yapmışsınız ve zararın neresinden dönülse kârdır. Hepimiz insanız mutlaka doğru yaptıklarımız da vardır hatalarımız da. Yaptığım hiçbir şeyden pişman olmadım bu güne kadar. Çünkü iyi ya da kötü yaşadıklarımızla bugüne geldik ve hayat tecrübelerimizdir aslında bizi biz yapan. Dünümüz bugünümüze şekil verir bu sonuna kadar doğru. Fakat bir ana sürekli takılı kalmak da doğru değil bence. Bitmiş olan bir şeyi küllerini bırakalım olduğu yerde kalsın. Zorlamak anlamsız. Küller uçuşup gitmiştir zaten etrafa. Dağılmıştır her şey. Hatıralar bile hayal olmuştur hatırlanması zorlaşmıştır, unutulmuştur. Çünkü artık hiçbir önemi kalmamıştır. Yaşanmıştır olması gerektiği gibi ve bitmiştir. Konuşacak kelime kalmamıştır. İki taraf da yaşanmış olanlar da tükenmiştir…Geçmiş geçmişte kalmıştır…Sadece eski tozlu yapraklarda belki bir şarkıda.. Güneşsiz gündüzlerde yitirilmiştir.. Geceleri zindan etmiştir içindeki karanlıktan..İyisi kötüsü kalmamıştır…Bu yüzden artık noktayı koyup başka yollara sapmak gerekir. Çünkü yaşam her zaman ileri doğru akar ve asla geri dönüş yoktur!..

Merve Kılıç
-

Nerede unuttuk kendimizi?

-

Mutluluk çocuklukta mı gizli acaba? 
Küçük masum yüreklerde.. 
Minik bir tebessümün, bir oyuncağın, 
bir pamuk şekerin içinde mi saklıydı mutluluk.. 
O yüzden mi yıllar geçtikçe kaybettik onu? 
İçimizde çok derinlerde arasak bulur muyuz yeniden? 
Her şeye bir anlam yükleme çabasındayken daha mı anlamsız kaldı her şey.. 
Beynimiz kalbimiz bulanmışken tüm düşüncelere, 
bizler hayatın koşuşturmacasında ordan oraya savrulurken
akıp giderken zaman, durup düşünmekten mi korktuk? 
Bir şeylerin değişmesi lazım diye düşünüp sonra 
kendimize verdiğimiz sözleri unuttuk.. 
Aynı günleri yaşamaya başladık yeniden.
Monotonluğa döndük. Aynı yollardan geçtik aynı cümleleri kurduk 
aynı şeyleri yapmaya devam ettik kısaca. 
Ve biz içimizde umutlar hayaller büyütürken yavaş yavaş büyüdük. 
Her şeye alıştık. Kurşun geçirmez olduk göğüs gerdik hayata. 
Savaş başlattık kendimizi çevremize hayatımıza. 
Yine kendi ördüğümüz ağlara dolandık kaybolduk. 
Kendi zırhımızı kendimiz yarattık en güçlüsünden. 
Maskeler taktık belki dimdik ayaktayım mesajı verebilmek için 
ama kendimiz bile inanmadık buna. 
Dışardan darbeler aldıkça kendi içimizde eridik. 
Zaman geldi hiçbir şey tatmin etmezken bizi 
içimizdeki boşluğu küçük şeylerde aramamız gerektiğini öğrendik. 
Yanlış vardı bir yerlerde biliyorduk ama 
yine en başa hep yeniden başa dönüyorduk 
Hayallerimiz küçülüyordu biz oyunun kurallarını öğrendikçe. 
Yaşamdan küçük bir an için geçiyorduk sadece…
Yaşamı anlamlandırmayı öğrendikçe unutuyorduk.. 
Büyüyorduk...

Merve Kılıç

-

Vazgeçtim


-

Yağmur damlaları sessizce düşerken bir bir.. içime akan yaşlar gibi. Ama bu son artık sensiz geçen gecelerden sonra bir son. Bitmiş artık bir şey kalmamış geride. Böyle olsun istemezdim ben de inan. Ama sen de bulamayacaksın aradıklarını. Eminim ama yine de bu değil temennim. Tüm duyguları yaşadım ben seninle..seni tanırken seninle büyüdüm. Ama artık veda vakti gelmiş. Biraz da geç olmuş hani. Kararlardan vazgeçtim hep. Sözcükler dökülmedi dilimden. Yüksek sesle söyleyemedim kendime bile. Cesur değildik kabul et ikimiz de. Ne zararımız olurdu bir tek kendimize. şimdi yollar ayrılmış görüyorum ki iki uç da başka alemlerde. Yollar keşisecek yine günün birinde. Hikayeler farklı yazılacak. O uzun yıllar gelip geçtiğinde de her şey güzel mi olacak, yoksa kırgınlık  ve pişmanlık mı? Merak ediyorum ve gün geldiğinde anlayabilecek miyiz acaba kaderin bizi neden tesadüflerle bir araya getirip ama en yakındayken bile hep uzak tuttuğunu…

Merve Kılıç
23/05/10
-

Her Şey Biraz Kalır Sende ..

.

Her şeyden biraz kalır sende. Hep sende. Ne olursa olsun ne yaşarsan yaşa. Bir tortu bırakır hep. Unuttum dersin ama bir dizede sızlar yüreğin. Kapatırsın defteri kaldırırsın belki. Ama gün gelir o tozlu yaprakların arasında bulursun kendini. Bir fotoğraf karesine takılır gözün dalarsın. O ana dönebilmeyi istersin hem de her şeyden çok.

Herkes bir parça bırakır sende. Öyle ya da böyle. En mutlu anların tadı damağındadır hep. Hüzünler de kalbinin derinliklerinde. Belki çok şeyi yeniden yaşamak istersin. Hayatı bir kez daha yazmak. Kimi zaman yine de değişmezdim dersin. Yine aynı sen olurdun. Zaten geçmişteki kararlarınla bugüne geldin. Hatanı da kabullenirsin, zamanı da. Kendini bile affedersin belki. En zoru da odur ya.. En acımasız eleştiriyi kendine yaparsın. İçinden çıkamadın mı bir kere oklar hep kendini gösterir her cümlenin sonunda. Bitti dediklerin bitmez. Her şey yarım kalmıştır artık. Hep eksiktir. Tümü yoktur hiç bir zaman. O yüzden ne geçmiş geçmiştir ne de hesaplaşman bitmiştir. Sen yaşarsın sadece. Günler, aylar, yıllar geçer. Uyanırsın aniden. 'Ne yaşadım' bilemezsin...

Merve Kılıç
.

* Gece *

-

En son ne zaman baktın gökyüzüne, yıldızlara?
Ben seni düşündüm bu gece
Hem yanında, hem rüyanda olabilmeyi istedim.
Oysa uzun zaman olmuştu.
Gözlerin başkasına bakıyordu.
Gördüğümüz güneş aynıydı, ay, yıldızlar..
Ama parıltıları başkasınındı.
Mutlu muyduk? Yoksa,
Başka bedenlerde birbirimizi mi arıyorduk sadece?
Kader yazdıysa ikimizi
Gün gelip yeniden buluşur muyduk?

Ben seni düşündüm bu gece
Hayalimdeki 'sen'i öptüm
Samimi, sıcak, küçük bir öpücük,
Uyandırmaktan korkar gibi..
Güzel düşlerin senin olsun sevgilim..

Merve Kılıç 
-

Hayvanları sevmeyen insanları sevemez!


-

İnsanları sevmeyen, hayvanları nasıl sevebilir? 
Böyle bir şey tabi ki mümkün değil. Böyle bir yazıyı yazma sebebim aslında az önce öğrendiğim bir olayla ilgili. Hayvanlara işkence eden ve bunu aleni şekilde fotoğraflayanlardan birisi. Belki de bunlardan yüzlerce var. İnsanın kanını donduran cinsten. Bu kişilerin yakalanması ve eylemlerini gerçekleştirmelerini önlemek açısındansa yapılanlar ya da gösterilen çaba oldukça yetersiz. Örneğin bunun için bir internet sitesinde (http://www.sessizkalmasucaortakolma.com) imza toplanıyor. İnsanlar belki güvensizliklerinden belki de değerli vakitlerinden 1dk ayıramadıkları için sessiz kalıyorlar. Ancak sessiz kalmak siteden adında da olduğu gibi bir nevi suça ortak olmak demektir. Sessiz kalınıyorsa kabulleniliyordur. Böyle bir şey asla mümkün olamaz. Bunları yapanlarla aynı havayı soluyoruz. Vahşet fotoğraflarına bakamadım bile! Kaldı ki bunları acımadan ve farklı ideolojiler / inançlar nedeniyle yapanlar var. Ki bu kişilere de insan bile diyemiyorum. Yalnızca insan sıfatına bürünmüş hepsi birer ruh hastası! Evinde hayvan besleyen minik dostları olan arkadaşlar vardır eminim. Hatta insanlardan bile sadıktırlar. Peki sizler bunları gördüğünüzde içiniz sızlamıyor mu da bu kadar sessiz kalabiliyorsunuz. Aslında konu yalnızca bu da değil. Tabi ki evcil hayvanlarımız haricinde Dünyanın her yerinde bir çok hayvan, soyu tükenmekte olanlar da dahil olmak üzere kimi ticari, kimi av kimi de farklı sebeplerden dolayı katlediliyor. Lütfen üzerimize düşen ne varsa ya da ne elimizden ne geliyorsa onu yapalım. En azından daha çok kişinin haberdar olmasını sağlayalım. Dünyayı ve yaşamı bu derece çirkinleştirmeye kimsenin hakkı yok. Lütfen bir kez daha düşünelim. Kendi derdini bile anlatamayacak o masum hayvanların neden canına kıyılıyor? Unutmayalım ki bir hayvanın insan üzerindeki hakkı en az bir insanın hakkı kadardır. Çünkü kendini size anlatamaz. Onların da bir hayatı olduğunu onların da sizler gibi bir can taşıdığını lütfen unutmayalım. Ve yaşananlara tepkisiz kalmayalım…

Merve Kılıç
-

Özgürce uçmak!



-
 Bir kuş var içimde
Upuzun rengârenk kanatları
Göğe çevirmiş yüzünü
Dimdik ve kararlı
Umutla bakıyor ileriye
Yol uzun
Gökyüzü masmavi berrak! 
Bulutlar çekilmiş, yol vermişler ona
Her şey hazır
Artık gitme vakti! 
Özgürlüğe uç!


  Merve KILIÇ
-

Hıdrellez


.
Hıdrellez… Baharın gelişinin havalarının güzelleşmesinin güneşin parıldamasının habercisi! Ve bir de dilekler..

Yine hıdrellez günü geldi çattı diyebilirim. Küçük bir heyecan var kıpır kıpır yapan :) Kışı geride bıraktık, kalın kalın giysileri de.. Güneş de içimizi ısıtıyor zaten.. Daha bir enerjik daha bi neşeliyiz bu günler.. Aşklar, çiçekler, böcekler lay lay lom…

Hıdrellez’de yapılan dileklere, yıllardır devam eden geleneklere inanır mısınız bilmiyorum ama biraz da fal misali sanırım fala inanma falsız da kalma durumu var. Geçmiş yıllarda bu dönemde genelde Ankara’da olduğumdan malumunuz gül ağacıymış denizmiş bulmak pek de mümkün olmadığından çeşitli yöntemlerle bunu gerçekleştirmeye çalışırdık. Mesela bir keresinde gecenin bi saatinde kağıt kalemi alıp dileklerimizi sıralamıştık bir arkadaşımla birlikte. Sonra da sitede gül ağacı bulup onun dibine kağıtlarımızı gömme kararı almıştık. Tabi insanların bize deli gözüyle bakmaması için bunu makul şekilde yapmamız gerekiyordu. Ne mi yaptık? Birimiz gözcülük diğerimiz de kazma gömme işini hallettik sırayla :) Buraya kadar tamam. Mutlu mesut çıktık evimize. Ertesi akşam olduğunda hatırladık ki bizim gömdüğümüz kağıtları geri almamız lazımdı. Yine gece yarısına yakın bi saatte apar topar kağıtlarımızı gömdüğümüz yerden çıkarmaya gittik. Tabi bu yer birazcık göze batabilecek bi yerdi. Neresi mi? Apartmanın girişi nerdeyse diyebilirim. Buradan tabi biraz sır gibi olan bir şeyi de açıklamış oluyorum:) Ama neyse artık orda oturmuyorum zaten :) Arkadaşım yazdığı dilek kağıdını bulup çıkarmıştı. Bense kazmaya devam ediyordum ve bunu ellerimle yaptığımı itiraf etmeliyim. Bayağı köyden indim şehre misali anlayacağınız:) Kağıdı bi türlü bulamıyordum. Bu sırada apartmana girenler vardı ve bayağı rezil olmuştuk. Gerçekten halimiz utanç vericiydi. Nerdeyse pijamayla iki kız bahçeye çıkmış ve gül ağacının dibini kazıyor! Geçenler bizden küçüklerdi de biraz paçayı sıyırmış olduk. Gerçi onlar da kendi aralarında konuşup gülüştüler ama biz de halimize gülüyorduk zaten. Uzun uğraşlar sonucu… kağıdı bulaMAdım :)) Demelerine göre kağıdın erimiş olması iyi bir şeymiş dileğim gerçekleşirmiş. Hmm dileklerin oldu mu derseniz tam anlamıyla olduğunu söyleyemeyeceğim bi kısmı diyelim :) Ama bayağı güzel bi anı olarak kaldı bu…

Geçen yılki hıdrellezde de son anda haberim olmuştu. Onda da bir kağıda dileklerimi çizip asmıştım. Ama gül ağacına değil! Bir önceki tecrübemden sonra bunu yapmama kararı almıştım. Sonra da o kağıt birkaç ay bir köşede denize atılmayı bekledi. Dediğim gibi Ankaradaydım. Nerden bulayım deniz kardeşim :) Daha sonraları suyla akıp kayboldu gitti de...Onun da maceralı bi hikayesi var ama hiç girmeyeyim şimdi bilen biliyor.. :) Neyse. Oradaki dilekler de çok farklı değildi. Pek de gerçekleştiğini söyleyemeyeceğim. Biraz uzun vadeliydi ama olsun !
Gelelim bu seneye…Evet artık kendi evimdeyim yeniden. Gül ağacım da var denizim de :)) Yani bu sene tam anlamıyla dileklerimi dileyeceğim. Bakalım, umutluyuz.. :) Sizler de unutmayın sakın :) Dileğinizi çiziyorsunuz ya da bi kağıda yazıp/çizip gül ağacının dibine gömüyorsunuz. Sabah da gömdüğünüz yerden alıp daha sonra denize atıyorsunuz ve de gerçekleşmesini bekliyorsunuz. Biraz pozitif düşünelim dimi?

Hadi hayırlısı :) Umarım bu Hıdrellez’de dilediğiniz tüm dilekleriniz gerçek olur! :)

Sevgiler..


Merve Kılıç

Geçen seneyle ilgili edit: Sanırım ayrıntılı yazmak gerekiyor bu dilekleri öyle şekille filan olmuyor. Deniz kenarında ev istedim oldu ama çizdiğim çöp adamdan hala ses yok :) bi de çizdiğim dolarlar sanırım benden çıkan paralar bana gelenler değil :) bi yanlış anlaşılma olmuş bu sene düzelteceğiz inşallah :) nokta

10 Mayıs' 12 tarihli edit: Bu seneki dileğim çok basitti. İstanbul'da kalmak. Geçen sene bir çöp adam çizmiştim. Dilekleri denize geç dökmüştüm ondan gecikmeli geldi sanırım bu dileğim. Ne hoş :)




.

Kimim Ben?

.
Özlediklerim var içimde yarım kalanlar ve asla tamamlanmayacak parçalar var. Bir yanı değil birkaç yanı eksik yaşantımın. Burukluklar var biraz kalp kırıklıkları. İçimde bir ben var. Fırtınalar geldi geçiyor. Bir zırhım var benim çıkartıp atmaya korktuğum. Güvensizliklerim var. Bir de ben var işte. Tanıdığınızı sandığınız. Aslında kimim ben? Neler hissediyorum, ne düşünüyorum? Beklentim de yok gerçi. Heyecanlar yaşamıyorum artık. Pek ağlayamıyorum da.. Ağlamak için yaş mı gelmeli? İçime akıttıklarımı, kendimle konuşmalarımı biliyor musun? Yaklaşmayın bana. Yanıyorum ben kor gibi. Uğraşmayın boşuna alevlenmek istemiyorum daha. İçin için yanıp kül olurum belki, bi gün de yeniden doğarım. O gün gelir ya.. Beklemek kafi.. Söyleyin kimim ben?

Merve Kılıç
.
.
Unutmak için vazgeçmek gerekir. Sonra da ardına bakmadan gitmek ve düşünmemek. Düşünmemeye çalışmak diye bir şey yok aslında. Adı gibi saçma! Bir şey için çabalarken nasıl düşünmezsin... Önce yapılması gereken yeni bir sayfa açabilmek. Geçmişten öğrendikklerinle daima ileriye gitmek.. Eğer bıraktıklarınla çok ilgilenirsen, duraksarsan yolunda geride kalmaya mahkumsun.. O zaman yazık sana!

M.K.
.

.

belki bir gün........................


.
Bi gün olurda ilerde ardında yıllar bırakmışken sen, gözlerin gerçekten içten mi güler? mutluluk oyunu mu oynarsın? pişman olur musun? ya zaman da geçtiyse habersiz.. o vakit geriye dönüp yeniden başlayacak gücün var mı? her şeye sil baştan.. yoksa çok mu yorgunsun artık? gerçek sandıkların yalan mı çıktı senin de? ya inandıkların? yarı yolda mı kaldın yine? sen güvenme onlara... geç olsa bile sil baştan yaşamaya var mısın? bir hiç gibi ya da her şey sensin her şey benimmiş gibi... ve o gün de biliyorum gelecek belki rüyalarda yaşanacak...bir varmış bir de yokmuş gibi...

Merve Kılıç

.

hayat karmaşası


.

Her şey biter bazen. Söylecek tek sözünüz kalmaz. Her şeyi bi rüya kabul etmek istersiniz. Sanki gözünüzü açacaksınız ve hafızanızda yarım kalmış bi hikayeye kaldığınız yerden devam edecekmişsiniz gibi. Sanki hiçbir şey olmamış hiçbir şey yaşanmamış gibi. Tüm kalp kırıklıkları geride kalmış toz pembe bi dünya istersiniz. Yalanlardan iki yüzlülükten uzak. İnsanların her gün ayrı birer maskeye bürünüp farklı kimliklerle dolaşmadığı bi dünya. Gerçekten ne isek o. Sadece biz olarak. Tüm olumsuzluklardan arınmış bi şekilde. Mutluysak mutlu, aşıksak aşık, heyecansa heyecan. Ama hepsini dibine kadar yaşayarak.. O duyguyu içimizde benliğimizde hissederek.. İnsan olmanın farkına vararak.. Doğaya bırakarak kendimizi belki şehrin karmaşasından koşuşturmacalardan uzak. Bi dünya olsa mesela. Her şeyi geride bırakarak bi dünya kursak sadece sevdiğimiz şeyleri alsak içine. Değişmeye çalışsak biz de. Önce düşüncelerimizi değiştirsek sonra çevremizi yaşantımızı… bir şeyleri değiştirmeye kendimizden başlasak yani. Sorgulasak. Nedenini niçinini. Abartmadan ama yapıcı biçimde. Günümüzü kurtarsak monotonluktan. Biraz da aklın mantığın iplerini gevşetsek tabi daha fazla zevk alabilmek için hayattan. Küçük kaçamaklarımız da olsa. Her şeyin makul olmasına gerek yok sonuçta. Yeniden yaşamayacağız ya bu hayatı. Üzülmesek hep. Bize sıkıntı verenden uzak olsak düşünmsek kendimizi uzaklaştırsak. Mutlu edene güldürene yönelsek. Yani mutlu olmayı öğrenebilsek. Çok da şey beklemesek bunun için. Biraz pollyannacılık oynasak yani olmaz mı? Her şey bizim için. Bu hayat da bizim. Kimse için değil önce kendimiz için yaşasak.. biraz bencil olsak yani biraz da özgür… ama en önemlisi ‘biz’ olsak biz ve kendimiz…

Merve KILIÇ

.

_Sen_

.
En güzel söz senden duyulan ya da içimde tutulan
Senin suçun yok, tüm hata bende

Ben en çok seni sevdim
Sen tektin, seni diledim

En aşk sendin özlem duyulan
Şimdi yanıbaşımdan geçip gidiyorsun belki de
Ben yar habersiz

Aklıma düşüyorsun ansızın
Sessiz çığlıklar dönüp duruyor başımda
Uyutmuyor, güldürmüyor ama öldürmüyorsun
.
.
Önemli olan doğru zamanda doğru kararlar alabilmek.
Mesela; ya vazgeçip sessizce gitmek ya da mücadele vermek...
.
.
seninle ben tesadüf gibi her zamanki gibi..
bekleniyor muyduk ya da bekliyor muyduk bi yerlerde?
o günün gelmesini...
♥
.

HAYAT BU!

.

Günler, haftalar, aylar geçiyor. Hızlı hızlı yaşıyoruz. Hep bir koşuşturma hayatımızda . Durup soluklanmaya vaktimiz yok belki. Hayat işte diyoruz, alışmışız artık. Sorgulamıyoruz, kabulleniyoruz. Hep öyleymiş gibi. Bazen düşünceler alıyor bizi. Yağmurlu bir akşamüstü, sakin melodiler eşliğinde kendi kendimize uzaklara bakıp düşündüğümüz bir günde belki. Ya da sahilde dalga sesleriyle yapılan küçük yürüyüşlerde. Belki de ufacık bir gülümseme,bir görüntü, küçük gibi görünen bi olay, ya da izlediğimiz herhangi bir şeyle birlikte bir bakıyoruz düşüncelerimiz koşuşturuyor zihnimizde ordan oraya. Bir örümcek ağı misali sardıkça sarıyoruz. Düşünceler birbirine bağlanıyor. Başı neydi unutuyoruz bazen. Kararlar alıyoruz. Bu hayat benim diyoruz. Yalnızca mutlu olmak için, sırf kendimiz öyle istediğimiz için bazı şeyleri yapacağımıza, başkası ne derse desin istediğimiz şekilde yaşayacağımıza dair sözler veriyoruz kendimize. Ve en kolay kendimize verdiğimiz sözü unutuyoruz. Yaşamın yoğunluğunda kendimizi geri plana atmamalıyız. Demek istediğim tabi ki bencil olun değil. Neler yapmak istiyoruz? Hedefimiz ne? Peki ulaşmak için neler yapabiliriz? Yolun neresindeyiz? Bir değerlendirme yapmamız gerekiyor. Ve de sürekli ertelemek değil harekete geçmek. Yıllar göz açıp kapayana dek geçerken, en önemli şey zaman. An’ı değerlendirmeliyiz. Madem ne zaman öleceğimiz hakkında bir fikrimiz yok, neden boşa geçirelim ki? Neden erteleyelim? Çok sık yaptığımız bir şey aslında ertelemek. Belki çok yoğun olduğumuz için etraflıca düşünmeye vaktimiz olmuyor, belki kararsızlık, belki de kabullenmişizdir.

Sizler hayatı dilediğiniz şekilde mi yaşıyorsunuz? Değiştirmek istedikleriniz neler? Kendiniz, işiniz, yaşadığınız yer, çevreniz, belki arkadaşlarınız? Ya da bambaşka şeyler? İlk olarak düşüncelerinizi değiştirmelisiniz her şeyden önce. Geniş perspektifle bakabilmelisiniz. İyi analiz etmeli, planlı, kararlı ve kendinizden emin şekilde adım adım ilerlemelisiniz. Her şey bir anda gerçekleşmeyecektir. Bu yüzden sabırlı olunmalı. Kendi mutluluğumuz için bunları yapmalıyız. Peki size sürekli negatif enerji veren, boş konuşan, kişiliği oturmamış ne kadar insan var çevrenizde size bir şey katmayacak olan? Bu kişileri de hayatınızdan çıkarmanız gerek. Tabii bu arada kendinizi de eleştirmelisiniz. Hatalarınızdan ders almalı ve de geçmişe değil geleceğe dönük yaşamalısınız. Büyük pişmanlıklarınız olmamalı hayatınızda. İçinden geldiği gibi yaşamalı bazen. Ama tamamen aykırı şeyler de olmamalı. Çünkü bir şey, içinde hiçbir şekilde mantık barındırmıyorsa şimdilik size iyi görünen, ileride pişman olup belki de üzülmenize neden olabilir. Tamamen kontrollü de yaşamayın tabi. Aklın ipleri gevşetmek de güzeldir zaman zaman. Küçük eğlenceler. Olmazsa sıkıcı olur hayat, sıradanlaşır çünkü.

Hepimiz biliyoruz ki eğer bu hayat bizimse, her şeyi güzelleştirmek bizim elimizde. Eğer sürekli olumsuz düşünüp dert yanacak olursak bu hayatı hem kendimize hem de yakınlarımıza zindan etmiş oluruz. Bu kadar çok düşünerek kendimize eziyet etmemize ne gerek var ki? Kendinizi önemseyin. Yapabileceklerinizin farkında olun. Güç sizin içinizde buna inanın. Hayata önem verin. Çünkü hayat çok kısa. Ve her ne olursa olsun Yaşanmaya Değer!
Yıllar geçip geriye dönüp baktığınızda, gülümsetecek anılarla dolu, düşlediğiniz bir yaşama sahip olmanız dileğiyle!
Hadi harekete geçin! :)


Merve Kılıç
.

İnsanlık Halleri . . .


.

Hayata bakış açınız nasıl? Çevrenizdekilere, arkadaşlarınıza, hatta tanımadığınız insanlara? Sorguluyor musunuz, eleştiriyor mu? Yoksa herkesi yargılıyor musunuz? Sabit fikirli misiniz yoksa daha geniş bir bakış açısına mı sahipsiniz?


Ben mesela çok sorgulardım her şeyi. Nedenini sorardım. Kendimce beğenmediğim davranışlarımı törpülemeye çalışırdım. Sanırım hep zihnimdeki o mükemmele ulaşma fikri yüzünden. Tipik bir Başak. Tabi şimdi astrolojiye filan girip kafanızı şişirme niyetim yok. Sadece merak ediyorum kimler nasıl düşünüyor acaba diye. Hı evet bir de bazen araştırma işini abartıyor olabilirm ama zararsızdır merak etmeyin yakın çevremdekiler bilirler zaten. Her neyse. Artık hayatı o kadar da ciddiye almıyorum. Çok önemsemeden, ayrıntılara fazla takılmadan yaşıyorum. Bir duvar varsa eğer evet hala yerinde duruyor ama daha da yükseltmiyorum aksine azaltıyorum. Daha anlayışlı davranmaya çalışıyorum. Daha fazla düşünerek konuşuyorum, davranıyorum. Yanlış yapmamak adına. Biliyorum bir şey kırıldıysa asla eski haline getiremezsiniz. İstediğiniz kadar onarmaya çalışın bir yerlerde kalır izleri mutlaka. Empati kuruyorum çevremdeki insanlarla. Belki de en çok yanlış anlaşılmaktan korkuyorum. Kimseyle alıp veremediğim yok. Eleştiri yaparım evet ama en çok kendimi eleştiririm.


Çünkü biliyorum herkes birbirinden çok farklı ve herkes bir o kadar eşsiz. Ve önemli olan da farklılara değer vererek önemini kavrayabilmek. Zaten herkes aynı olsa çok sıkıcı bir dünyada yaşıyor olmaz mıydık? Fazla monoton! Tabi biz ne kadar iyi olmaya çalışsak da öyle toz pembe bi dünyada yaşamıyoruz. Ağzı olan konuşuyor sözü o kadar hakim ki yaşantımıza. Ama kimin ne dediğini de bazen çok önemsememek lazım. Çok yakınımızda bizi tanıyan insanların söyledikleri önemlidir. Ama hiç tanımayan bilmeyen kişiler ne derlerse desinler çok da önemsememek lazım. Biz kendimizi bildikten sonra başkasının ne söylediği çok da önemli değil. Kişinin kendinden emin olması, kendine güvenmesi, kendinin farkında olması, yaptıklarının ve söylediklerinin arkasında olması gerekir.


Düz bir çizgide gitmesi lazım hayatın da. Fazla dengesizlikleri varsa zaten bellidir ki kişiliği daha oturmamıştır. Zaten böyle kişiler kompleksli olurlar. Sürekli bir şeyleri gösterme çabası, kendilerini kanıtlama çabası içinde olurlar. Yüzlerinde her gün başka bir maskeyle dolaşırlar ve sonunda kendileri bile öylelermiş gibi inanmaya başlar ve asıl benliklerini unuturlar. Bence herkes kendi öz eleştirisini yapabilmeli. Ama dediğim gibi hepimiz aynı olamayız. Zaten aynı olsak farkımız kalmaz ki diğerlerinden. Herkes birbirinin kopyası olmasın, aynı düşünmesin, aynı bakmasın, aynı davranmasın mümkünse.


Bizler genelde farklı düşünen biri oldu mu hemen bizim düşüncemizi kabul etsin biz doğruyu biliyoruz diye ikna etmeye, yönlendirmeye çalışırız. Herkesin kendi düşüncesidir sonuçta saygı göstermek gerekir. Her bireyin kendi özgür iradesidir düşünmek. Kendi tercihidir yaşadıkları, davranışları. Yargılamamak lazım asıl söylemek istediğim. Ve de katı bakmamak lazım. Asla olmaz dediğimiz şeyler bizim de başımıza gelebilir. Keskin çizgiler olmamalı hayatımızda. Şartlara göre eğilebilmeli ama kırılmamalıyız. Hem hayatın ne getireceği belli olmaz. İnsanlar hakkında hüküm vermeden önce onu anlamalıyız. En azından anlamaya çalışmalıyız. Fakat hiçbir zaman önyargılı olmamalıyız. Neticede herkes ayrı bir bireydir. Önemli olan sinerji yaratmaktır. Birlikte var olmak. Varlığından anlam çıkarmaktır. Geniş bir vizyona sahip olup hayatı farklı yönlerden görebilmektir.. Kimse siz olamaz, siz de bir başkası olamazsınız zaten hem iyisi mi herkes kendisi olsun ve başkalarına da sadece insan olduğu için değer versin. Kendisine yapılmasını istemediğini başkasına yapmasın. Anlayışlı ve hoşgörülü olsun. Ben kendim için öyle yapıyorum diyebilirim. Peki kaç kişi bu şekilde olabiliyor, kendine yalan söylemeden dürüst olabilir mi?


_ Merve Kılıç _

.

. . .

...

önemli olan kaç ilişki yaşadığın değil,
kaç kişinin izi kaldı sende,
dahası, kaçında ne kadar iz bırakabildin?  

Düşünceler

.

Zihnimdeki düşünceler uzak durun benden.. Bazen kendimi bile duymak istemiyorum. Bir yolda gidiyorum sonunu göremiyorum; ıssız, karanlık.. Kaybolmuşum ben bi yerlerde, belki de kendi içimde. Yol uzun.. Işık yok.. Bilinmezlik çekiyor beni içine.. Biraz daha gidiyorum. İşte burda ne ben varım ne başkası! Sadece birbaşınalık. El yordamıyla anlamaya çalışıyorum. Gözlerim görmüyor, duyduklarımla düşündüklerimle algılıyorum. Bütünü göremeden yanlışlara sapıyorum.. Ucunda minicik bir ışık gözlerimi kamaştırıyor. Rüya mı bu, yoksa gerçek mi? Yaşıyor muyum, hayalde miyim? Arkama dönüyorum, bir yanım karanlık hala. Emin olamıyorum. Ya bu bir yanılsamaysa, karanlık beni daha da içine çekerse diye öylece kalıyorum. İpler elimden kaymış. Çare yok. Zamana bırakıp yaşamayı, yaşanmışlıklarla birlikte.. Hep bir şeyler eksik. Düşüncelerden kaçmak istiyorum. Bulutlar dağılsın, güneş görünsün yeniden içimi ısıtsın.. Yüzümü göğe çevirip bekliyorum....

.

Gitmek Zamanı...

.

Burası soğuk, burası sessiz, burası hüzünlü...
Söylenmemiş sözler var dilimde yarım kalmış cümleler
Unutulmuş, tozlanmış, geride kalmış
Geri dönüşü yok bunun.
Zaman tek yönlü bir yol
Yalnız ileri doğru akıyor

Hayal mi bu gördüğüm, sen sandığım?
Yoksa serap mı görüyorum özlem duyulan?
Yok yok bunun ötesi
Zaten ne öncesi vardı ne sonrası

Giderken biz buralardan
Geriye bir tek anılar kaldı.....


_Merve Kılıç_

.

suya yazılanlar...




Seninle ilgili dileklerimi de 
senli düşüncelerle birlikte denize bıraktım 
dalgalarla birlikte 
onlarda yitip gittiler içimde....
Kağıtlara yazılmıstı hayaller 
gönlüme yazılı olduğu gibi. 
Beklenmişti belki de değerdi beklemeye. 
Her geçen gün büyütmeye. 
Günler bir bir geçmiş ama 
ne farkına varabilmişim 
ne de net hatırlayabiliyoruz o yılları. 
Silkiniyorum kendime gelmeye çalışıyorum. 
Çok mu zaman geçmişti üzerinden? 
Biz olmaktan da geçmiştik belki. 
İçimizde yaşatmak gerçek değildi biliyorum 
suya yazılan yazılar gibi. 
Var gibi zannederken yok oluşa yaklaşmaktı içten içe. 
Yalanların dört bir yanı sardığı dünyada 
kendimiz olarak kalabilmiş miydik 
uzaklaşırken birbirimizden. 
Yoksa rollerimizi oynarken mi gitmiştik de fark etmeden bitmiştik. 
Kırık dökük artık yitik kalanlar da benimle birlikte. 
Çok cesurduk bazen 
içimizde kırgınlıklar varken. 
Bir savunma mekanizması mıydı peki bu 
ya da kendimizle mi savaş halindeydik? 
Sen gittin artık benden. 
Benim de gitmem lazım. 
Geride bunca boşluk varken nasıl devam edilir? 
Paramparça olmuş hayaller gibi, unutulmuş hatıralar da…

...Ve senli düşünceler de yok artık benimle. 
Hepsini sahilden denize bıraktım…
pırıl pırıl yakamoz vurdu üzerlerine..
yavaş yavaş gittiler benden. 
Önceleri telaşlıydım biraz. 
Yüzleştim gerçeklerle. 
Biraz canım yandı ama alıştım zamanla. 

Sabah olduğunda gitmişti her şey bitmişti. 
Sanki hiç olmamış yaşanmamış gibiydi. 
Dün gece sahildeki ben değildim. 
Dalgaların alıp götürdükleri de benden kopmamıştı. 
Yazılar benim değildi. 
Sen bana ait değildin,
Suya yazılı hayallerdi sadece

ve unutulmuştu her şey…