Kimse, her kimse
Ne yüzü sana benziyor ne kokusu.
Ben.. Bu yüz bu ses bana benzemiyor.
Bu kırık dökük, bu çaresiz bakış, bu güçsüz kadın.
Paramparça ruhum, savruluyor
Bir damla yaş, bir çığlık
Duyamazsın.
Teninden uzak, kalbine yakın.
Kelimeler ne bana ait, ne sana.
Ama her cümlede biraz sen.
Kahvede bile sen.
Bir şehir değil birçok şehir sen.
Sokak lambaları sen, mumlar sen, ışıklar sen.
Karanlık bile sen.
Şarabın buruk tadında sen.
Tanımadığım yüzlerde aradığım sen.
Giden sen, giden ben.
Kalmaya cesareti olmayan.
Bu çıkmazda.
Arkamı döndüğümde bulamadığım sen
Gözlerinde göremediğim ben.
Sen, sen olmaktan öte.
Donuk yüzün bakışların.
Ne kadar yakın ne kadar uzak iki beden.
Ruhumu ele geçirmiş, nefesimde sen.
Senden kaçmak kendimden kaçmak adeta.
Kendimi kaybetmek kendimi bulmam demek.
Sana gelirken senden gitmek.
Seni severken nefret etmek.
Biz kaybettik.
Yazabilmek, üretebilmek için zihni serbest bırakmak gerekir. Ancak tüm zincirlerinden ve onu esir eden fikirlerden arındığında artık özgür olur. M.K. * Blog'umdaki tüm yazılar bana aittir.
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Diğer Yazılarım
-
▼
2014
(1)
- ▼ Haziran 2014 (1)
-
►
2013
(3)
- ► Aralık 2013 (3)
-
►
2012
(5)
- ► Temmuz 2012 (1)
- ► Haziran 2012 (1)
- ► Şubat 2012 (2)
-
►
2011
(17)
- ► Aralık 2011 (1)
- ► Kasım 2011 (4)
- ► Eylül 2011 (2)
- ► Ağustos 2011 (2)
- ► Haziran 2011 (3)
- ► Nisan 2011 (1)
- ► Şubat 2011 (3)
-
►
2010
(33)
- ► Aralık 2010 (4)
- ► Eylül 2010 (5)
- ► Ağustos 2010 (2)
- ► Temmuz 2010 (3)
- ► Haziran 2010 (4)
- ► Mayıs 2010 (5)
- ► Şubat 2010 (2)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder