Git ya da kal !

Evinde eşyaları toplarken bir obje bir eşya hatırlatırdı hep. Şimdi farklı. En alakasız zamanda hiç aklımda yokken telefonumdaki bir resim. Nasıl çıktı neden çıktı karşıma bilmiyorum. Bir de her şeyin arşivlenmesini sağlayan bir sistem var. Smsler, internet konuşmaları, mailler, mesajlar vs. Onlar da bir gün tokat gibi yüzünüze çarpabiliyor. Anlamsız şekilde düşünmeye başlıyorsun. Dağılıyorsun bazen toparlanamıyorsun. Aylar yıllar geçse bile üzerinden sorgulamaya başlıyorsun. Acaba böyle mi yapmalıydım? Peki o neden bunu söylemişti? Ne düşünüyordu? Peki ya şimdi? Aklına geliyor muydu acaba? O pişman mıydı? Bir sürü şey. Birbirine zincirin halkaları gibi kenetlenmiş onlarca soru zihninde belirmeye başlıyor. O zincirler seni de esir alıyor. Cevap bulamıyorsun. Karışıyorsun kendi kendine. Zamanı geriye döndürmek mümkün değil. Farklı davransaydık mutlu mu olurduk şimdi birlikte mi olurduk? Ayrılmaz mıydık o zaman? Yoksa bu kaçınılmaz son muydu bizim için? Yanıtsız kalıyor tüm sorular. Her şeye sıfırdan başlayamazsın zaten. Yaşanmamış sayamazsın. Bazen anlık öfkemize yenik düşüyoruz. Dengesizlikler yapıyoruz ve başa dönemiyoruz işte. Bu bir film değil hayatı yaşıyoruz çok gerçek ve bu sahne olmadı tekrar çekelim diye bir şey yok. Biz aynı biz değiliz. Dönemiyoruz ne geçmişe ne birbirimize. Sorular hep yanıtlanmayı bekliyor. Vazgeçtik sanıyoruz. Ama o soruları yanıtlayamadıkça bitmiyor bitiremiyoruz işte. Geride bırakmak gerek biliyoruz.

İnsanlar gelip geçiyor. Geçiyor işte çünkü herkes geçici hayatında. Herkesin belli bir süresi var ve sonra çekip gidiyorlar. Sen yürümeye devam ediyorsun etrafındaki insanlar değişiyor. Bazıları derin iz bırakmış oluyor sende bedeninde. Unutmak istesen bile her şey hatırlatıyor sana. Gittim sanıyorsun ya aynı yerde sayıyorsun aslında. İnsanlar geçiyor sen kalıyorsun.

Hiç yorum yok: