Not Defteri -2

"İnsanı 3 şey bitirir: Ego, önyargı, yalan."
"Bazen sessizliğe ve yalnızlığa o kadar alışır ki insan, şehrin de en çok sakin ve karmaşadan uzak saatlerini sever.. Gece ve sabah gibi.."
"Ne bir yere ne de bir kimseye ait hissediyorum kendimi. Aidiyet duygumu kaybettim. Her an gitmeye meyilim var gibi. Ve şunu öğrendim: Hiçbir şey ve hiç kimse kalıcı değil hayatında. Geçmez dediğin geçiyor, bitmez dediğin bitiyor. Garantisi yok. Böyle.""
"Aynı şeyleri tekrar tekrar yaşıyorsan bir sebebi vardır. Alman gereken dersi almamış, yeterince öğrenememişsindir."
"Ne garip, o gitmesin istiyorum mesela. Ne çok yakınımda ne çok uzağımda. Ama yanıbaşımda kalsın yüreği."
"Gözümü kapattığımda gördüğüm yüzün, gördüğüm yüzünden daha yakın."
"Bazen dumanı var, kendisi eksik.. Sigara gibi.. Bir nefes yetecek belki.."
"Kendin olarak gel bana, tüm rollerinden tüm maskelerinden tüm rütbelerinden arınıp.. Böylesi daha iyi."
"Uzaklaştıkça yalnız kalıyorsun. Yalnızlığa alıştıkça uzaklaşıyorsun. Tam bir kısır döngü!" 
"Bazen sadece tek bir kisiye kendini anlatmak istiyorsun ama o da seni dinlemek istemiyor." 
Merve Kılıç
Bazen bilsin diye söylersin,
Bazen cevap versin diye,
Bazen bir çözüm bulsun,
Bazen yanında olsun diye.
Sen söylersin ama o bazen susar..

Git ya da kal !

Evinde eşyaları toplarken bir obje bir eşya hatırlatırdı hep. Şimdi farklı. En alakasız zamanda hiç aklımda yokken telefonumdaki bir resim. Nasıl çıktı neden çıktı karşıma bilmiyorum. Bir de her şeyin arşivlenmesini sağlayan bir sistem var. Smsler, internet konuşmaları, mailler, mesajlar vs. Onlar da bir gün tokat gibi yüzünüze çarpabiliyor. Anlamsız şekilde düşünmeye başlıyorsun. Dağılıyorsun bazen toparlanamıyorsun. Aylar yıllar geçse bile üzerinden sorgulamaya başlıyorsun. Acaba böyle mi yapmalıydım? Peki o neden bunu söylemişti? Ne düşünüyordu? Peki ya şimdi? Aklına geliyor muydu acaba? O pişman mıydı? Bir sürü şey. Birbirine zincirin halkaları gibi kenetlenmiş onlarca soru zihninde belirmeye başlıyor. O zincirler seni de esir alıyor. Cevap bulamıyorsun. Karışıyorsun kendi kendine. Zamanı geriye döndürmek mümkün değil. Farklı davransaydık mutlu mu olurduk şimdi birlikte mi olurduk? Ayrılmaz mıydık o zaman? Yoksa bu kaçınılmaz son muydu bizim için? Yanıtsız kalıyor tüm sorular. Her şeye sıfırdan başlayamazsın zaten. Yaşanmamış sayamazsın. Bazen anlık öfkemize yenik düşüyoruz. Dengesizlikler yapıyoruz ve başa dönemiyoruz işte. Bu bir film değil hayatı yaşıyoruz çok gerçek ve bu sahne olmadı tekrar çekelim diye bir şey yok. Biz aynı biz değiliz. Dönemiyoruz ne geçmişe ne birbirimize. Sorular hep yanıtlanmayı bekliyor. Vazgeçtik sanıyoruz. Ama o soruları yanıtlayamadıkça bitmiyor bitiremiyoruz işte. Geride bırakmak gerek biliyoruz.

İnsanlar gelip geçiyor. Geçiyor işte çünkü herkes geçici hayatında. Herkesin belli bir süresi var ve sonra çekip gidiyorlar. Sen yürümeye devam ediyorsun etrafındaki insanlar değişiyor. Bazıları derin iz bırakmış oluyor sende bedeninde. Unutmak istesen bile her şey hatırlatıyor sana. Gittim sanıyorsun ya aynı yerde sayıyorsun aslında. İnsanlar geçiyor sen kalıyorsun.
Doğru insanı bulmaya dair inancımız azaldıkça, evlilik ve aşka o kadar uzaktan bakıyoruz. Aslında içten içe birinin çıkagelip tüm hayatımızı değiştirmesini, bizi tekrar aşka inandırmasını istiyoruz. Ama o kişi kafamızda yarattığımız modele uymuyorsa da baştan vazgeçiyoruz. Mücadele etmek istemiyoruz, yorgunuz. Kontrol mekanizmamız yüzünden kaybediyoruz. Aslında olduğumuz gibi davransak da kaybediyoruz bazen. Herkes farklı rollere büründüğünden kimin gerçek olduğunu seçmekte zorlanıyoruz. Yanlış insanlara kendimizi açıp, doğru insanlara ise duvarlar örüyoruz belki. Tüm bunları yaparken farkına varmıyoruz bile. Sebebi geçmiş tecrübeler. Korkak adımlarla ilerliyoruz bu yüzden. Pişmanlık duymamak için hep mantıklı davranmak zorundaymışız gibi kısıtlıyoruz kendimizi ama yine pişman olabiliyoruz. Aşktan uzak değiliz aslında öyle yakınız. Ya birileri küstürmüşya biz inancımızı yitirmişiz; sırf bu sebeplerden uzak duruyoruz. Hem çok istiyor hem de yaklaşmaya korkuyoruz. Sanki biz olduğumuz yerde sayarsak o bizi gelip bulacakmış gibi bir mucize bekliyoruz.

P.S. Bu arada aşık olamamak megalomanlığın bir sonucu olabilir mi?

Merve Kılıç

Mazi..

Hani bazen ansızın anımsarsın birini. Nereden aklıma geldi diye düşünürsün. Ufacık bir şeydir belki; bir eşya, bir sözcük, tamamen alakasız bir şey. Ama hatırlamak istersin onu. Onca zaman geçmiş olmasına rağmen hep canlı kalmıştır bazı şeyler. Unutur musun sesini, yüzünü, bakışlarını? Her şeyini bilirsin neyi sevdiğini, nelerden nefret ettiğini, kahvesini nasıl içtiğini, neye nasıl tepki vereceğini... Anılara, ona dönmek istersin bazen. 1 gün, 1 saat bile olsa. Yeniden yaşamak istersin. Sonra bitsin sonra gitsin hiç önemli değil.  Bir anlık bile olsa varlığını hissetmek yeter. Karşılıklı otursak şöyle anlatsak neler yaptık birbirimizde bıraktığımız o boşluktan sonra? Mesela sen o evin önünden geçiyor musun hiç? Ya da sokağın başına arabanı parkedip öyle saatlerce bakıp düşünüyor musun, üzülüyor musun? Özlüyor musun? Bana benzeyen bir yüz gördüğünde irkiliyor musun? Anlamsız bir heyecan kaplıyor mu bedenini? Ya onun ben olmadığını anladığında. Nasıl bir hayal kırıklığı yaşıyorsun? Bir daha asla göremeyeceğini biliyor musun? Gözünün içine son defa bakamayacağını, doyasıya sarılamayacağını…Uyurken birbirimizi izleyemeyeceğiz artık. Uyandırmamak için öpmeye kıyamadığımız sabahlarımız olmayacak. Biz bizi yaşadık, bizi bitirdik artık. Birlikte oturup tv bile izleyemeyeceğiz. Bir araya gelmek bile lüks artık bize. Zaten aynı evde de olamayacağız. Ne sen beni unutacaksın ne de ben seni. Tek kelime etmeyeceğiz ama. Gözlerimiz başka gözlerle buluşacak. Merak edeceğiz birbirimizi. Ama sormayacağız nasılsın diye. En gizli köşede saklayacağız bir şeyleri. Ve bir gün yalnız bir sabahta anımsayacaksın tekrar. Nefret edeceksin o günden. Dinlediğin şarkılar çare olmayacak, birbirine eklediğin sigaralar da. Akşam olacak dibine vuracaksın şişelerin. Başka bedenlerle avutacaksın kendini. Başka ruhlarla karışacaksın. Ta ki bir başka güne bir başka aşka kadar…

Bu şarkı da yanında iyi gider.

Merve Kılıç

Şimdi git...

Şimdi git! Bendeki bunca yıllık esaretin sona erdi. Ben de gidiyorum zaten. Her şeyi aldım yanıma. Bana ait her şeyle gidiyorum. Mutluyum sensiz olduğuma. Gerçeği gördüm ve daha fazla bu oyunu sürdüremeyeceğimi biliyorum. Bu sıradan bir gidiş değil. İkimiz de biliyoruz. Geri dönüşü olmayacak artık. Zaten çokça prova etmiştik bu ayrılıkları. Sahi söylesene kaçıncı veda bu? Boşver! Hiçbir şey umrumda değil. Sana dair her şey bir hiç. Lanet etmiyorum asla. İyi ki yaşadım hepsini. Biraz zamandan çaldım sadece, kendi zamanımdan. Bunu haketmiştik belki de! Güzel olacağına inanmıştık. Ama işte her hikaye mutlu sonla bitmiyor. Heyecanını yitirdiğinde en doğrusu vazgeçmek. Baştan beri doğru olan buydu ve ikimiz de biliyorduk. Kendimizi kandırdık hep. Asla 'biz' olamazdık. Olmadık da zaten. Parçalarımız birbirine uymuyor bizim. O yüzden ne kadar zorlasak nafile.
Belki başka hikayelerde, başka mutlu sonlar yazarız kendimize.
Ama o güne kadar birer meçhul..
Ben gidiyorum.. Sen de iyi bak kendine!

Merve Kılıç

Not Defteri' mden Derlemeler

"Öyle büyük laflar etmeye gerek yok aslında. 'Bir varmış bir yokmuş' kadardı bütün hikaye."

"Hayat herkesi mutlaka bir yerlere sürüklüyor. Kimi zaman ruhun başka yerde kalıyor, kimi zaman bedenin. Ama mutlaka gidiyorsun."

"Eğer iki şeyden birini seçmen gerekirse ikinciyi seç. Çünkü, diğerinin sonucunu zaten biliyorsun."

"Tüm kaybettiklerimiz, arayıp bulamadıklarımız ve ihtiyacımız olan her şey bir gün usulca kapıdan içeri girecek. Hiçbir şey değişmemiş gibi.."
  
"Güçlü görünmek için içimizdeki kırıklar batıyor daha derine her geçen gün."

"Hayalindeki her şey mükemmel; gerçek olan her şey kusurludur."

"Asla asla yapmam deme! Gün gelir tüm sözlerini yutarsın."

"Ya birimiz eksik, ya birimiz fazla."

"Umudunuz bittiğinde vazgeçtiniz demektir."

"Sen biriyle ilgili hayaller kurarsın, o başkasıyla.. Hayat böyle."

"Her düşündüğümü yapıyor olsam, bana deli derdiniz."
  

 Merve Kılıç

Maskeli Yüzler

Uyudum, büyüdüm. Ne çok şey öğrendim senden, sizden, hayattan.. Tecrübeler olgunlaştırıyordu bizi ve pembe gözlüklerimiz günden güne grileşiyordu gözümüzde. Çıkarıp atmaya yeltensek bile öyle alışmıştık ki buna cesaret edemiyorduk. Sonra yeni kostümler biçtik kendimize. Hangi roldeysek o rolü layıkıyla oynayabilmek için. Güzelce yaptık makyajımızı. Aştık sınırlarımızı, benliğimizi, bedenimizi. Alıştıra alıştıra yapıyorduk ki bunu, gün gelip kendimize yenilmeyelim. Biliyoruz çünkü ani bir kararla başlayan tüm hareketler pişmanlıkla sona eriyor. Yerimizde sayarsak geriliyoruz. Geçen yıllar üzerimizdeki toyluğu alıyor. Öyle pamuklara sarıp da büyütmüyor bizi. Aksine sınırlarımızı ölçüyor, zorlu sınavlardan geçiriyor. Kimi daha dimdik çıkabiliyor bu süreçten daha güçlü oluyor, kimi daha kırık.. Hep bir koşuşturma içinde hayat ve yenilenme.. Yarın hep yeni bir gün. Hep umutla dolu. Dün ise hep geçmiş. Geri döndürülemez. O halde en son sayfada hayatımızın en iyi hikayesini yazıp ödülleri topluyor olmamız lazım herbirimizin. Pişmanlık aptallık, korkuyla sığınmak da. Yani demek istediğim, hayat bizi büyütürken biz kendimizi mücadeleye o kadar kaptırmasak, oyunları bıraksak, olduğumuz gibi, istediğimiz şekilde yaşasak hem daha mutlu oluruz, hem daha güvenilir insanlar... Kötülükler ve maskeler de ortadan kalkar. Ancak kimileri o maskeleri çıkarmaktan nedense korkuyor, yoksa gizledikleri yüzleri çirkin mi?
.
(Merve Kılıç)

Sor Bana Pişman Mıyım?

Yaşadıklarımızdan mı pişmanlık duyarız ilerde yoksa yaşayamadıklarımızdan mı? 2.si daha kötü sanırım. Çünkü ilki en azından tecrübe kazandırıyor. Ama yaşanmayanlar hep içimizde bir yerde kalıyor ve geçmiyor. Zihnimizi kemırıyor sürekli ve bilinmeyenin cazibesi artarak devam ediyor. Hep o merak duygusu yüzünden. Ya diğerini seçsek daha mı mutlu olurduk? Kader gerçekten var mı ve biz birer oyuncu muyuz hayatta? Yaşadıklarımızdan ders çıkarmayı öğrenebildik mi? Affettik mi? Kendimiz de dahil. Kabullendik mi her şeyi? Ancak bu noktadan bakabilmeyi başardığımızda, geçmişte yaşadıklarımızdan pişmanlık duymamayı aksine bize birşeyler kazandırdığını için iyi ki demeyi de öğreniyoruz. Yaşanan her şey bir değer katıyor hayatımıza. İyi ya da kötü. Öğreniyoruz hayatı, büyüyoruz, değişiyoruz. Ama o bilinmeyen hep içimizde varlığını sürdürüyor. Günden güne artan bir heyecanla bir bilmece gibi sonunu merak ediyoruz. Filmin sonunu bekler gibiyiz. Kimimiz vazgeçiyoruz, kimimiz savaşıyoruz. Kimseyi dinlemiyoruz bazen kafamızın dikine gidiyoruz sürekli. Aslında belki de sonuç aynı olacaktı. Yani belki de geçilen yollar değişecekti sadece. Belki de boşa zaman harcadık. Bilmiyoruz. O soru işaretleri cevaplarını bulana dek dolaşıyor bizimle nerede olursak olalım. Kimi zaman bir ömür yanıt bulamıyoruz. Çoğu zaman pes ediyoruz ve belki de bu yüzden asla başarılı olamıyoruz. bir yerlerde bir şekilde yüreğimize dokunmuş herkes, her şey gizli derinliklerde saklanıyor. Tüm hatıralar bize emanet. bir şarkı duyuyoruz. İşte o an çıkıveriyorlar saklandıkları yerden ve düşünceler sarıyor. Uzaklara dalıyor gözler. bir daha düşünsek. Yaşayıp pişman olmak mı daha kötü, yoksa asla yaşayamayacak olmak mı? Belki yeniden... Kim bilir?

(MerveKILIC)

Dilimin Ucunda..

Sözcükler var dilimin ucunda. Saklandıkları yerden çıkmalarından korkuyorum. Çünkü söylenmiş her söz esir alır bizi. Onun kölesi oluruz artık. Herkes kendine göre anlar ya anlatamazsın bazen. Cümleler kurarsın ama köprüleri yıkar, cümleler kurarsın boş beyaz bulutlar gibi üzerini kaplar. Bazen de öyle bir an gelir, susarsın. Doğru mudur ilmezsin. Ama doğru yapsan da kaybedersin bazen. İnsan esir her seye. Özellikle de zaaflarına. Cocuklaşabiliyor bazen bu uğurda. Hatta fazla üzerine düşüp boğabiliyor da! Hepimiz böyleyiz aslında. Yaşamlarımız d birilerinin dilinin ucunda. O sözcükler söylense de söylenmese de öldürüyor bazen. Gülümsemeler bile gönülden gelmiyorsa, gözler baksa neye yarar birbirini anlamadıktan sonra.. Hepsi dilimin ucunda..

O Ben Değilim

Sen görmedin duymadın belki.. Ama ben her şeyi söyledim. Herkes biliyor şimdi, bir senin haberin yok. Olmasın da zaten. Butun sözcükler sana dair, senli ne varsa hepsi bana aitti. Düşlerde yaşardı ve büyürdü içimde günden güne. Öyle bir coskuydu ki bu, içim içime sığmaz, nefes alamazdım bazen. Sendin benim nefesimi kesen. Hem yaşama sebebimdin, hem de katilim. Ruhum hissizleşiyor senden gelen hic bir şeye tepki veremiyordum. Alışıyordum yokluğuna. Yanımda ya da tam karşımda durman neyi değiştirirdi ki adım bile yokken aklında. Aynı yolda yürüyüp iki yabancı gibi davranıyorduk. Önceleri 1 günlük yokluğun bile işkence gibi gelirken artık ayları, yılları sayamaz haldeydim. Her şeyi yaşamıştım sonunda ve sen hiçbirinde yoktun. Sonra.... Sonra geçti her şey! Bir 'sen' geçtin kalbimden, bir de 'ben' geçtim senden.. Tüm sözcüklerin tüm anlamlarını yüklediğim sen.. Adın bile bir şey ifade etmiyor artık. Düşündüm bugün. Ne çok zaman geçmiş üzerimizden. Şimdi diyorum, yeniden yaşasak farklı mı olurdu her şey? Neyse boşver.. Ve bir şey daha.. Kulakların çınlıyorsa arada, merak etme "o ben değilim" artık. :)

ya geçmiş geçmemişse..

Zaman öyle çabuk geçmiş... Büyüyoruz derken kırıklar kırışıklıklar baş göstermiş.. Büyümüşüz de ama en çok unutmuşuz.. Yılları, yaprakları saymamışız, bir bir geçerken günler saatler… Peşisıra kovalarken akrep yelkovanı  hayat koşuşturması sarmış bizi.. gözümüzün önünden geçen bir film değil gerçekleşmeyen hayallermiş. Yarım bıraktıklarımız ve asla geri dönüp yaşayamayacaklarımızmış..  pişmanlık değil bu özlem.. ince bir sızı.. hani hep orada bir yerde durur ya.. içten içe büyür belki de unutursunuz bile varlığını. Sonra hiç hesapta yokken bir anda bir sancı kaplar bedeninizi. Göz bebekleriniz büyür o anda. Anlamaya çalışmak istersiniz ama hep inkar eder beyniniz. Hep başka bir ihtimal daha vardır ya hastalıklı bir hala dönüşmüştür artık düşünceler. Kurtulmak istedikçe daha içine çeker sizi. Sorular zihninizi kemirir durur. Gece olur bomboş etrafı seyrederken bulursunuz kendinizi. Telefonlar çalar ama hiçbiri cevaplanmaz. Yemek yemeyi bile unutursunuz. Tek kelime etmezsiniz de. Kendi kendinize hapsolmuşsundur artık ve zamanı geri çevirmek imkansızdır. Geçsin bitsin istersiniz. Geçer de o yara kapanır da.. Ama eğer o kesik derinizin biraz altına geçmişse artık işlemişse bedeninize varlığını unutmanız yetmez, onu artık ömür boyu taşırsınız… Gözünüze çarpar bazen içinizi sızlatır.. işte o an onu gizleyip yola devam etmek istersiniz, edersiniz de… Ama neye yarar! Sizin görmezden gelmeniz, gerçeği değiştirmez. Sonra yıllar geçer… bir gün olur, bir gün gelir… ilk günkü gibidir.. o sakladığınız yara izi öyle çok acır ki ölmek istersiniz, ama ölemezsiniz…

bazen..

Hani tam her şey yolunda gidiyodur da beklediğin şey kesin gerçekleşcekmiş gibi hissedersin ya son 1 adım kalmışken başladığın yere dönersin. Sonra ne gücün kalır ne de umudun.. Vardığın yer başlangıç noktasıdır, kaybolan zaman.. Ve elinde kalan düş kırıklıkları.. İleriye bakarsın gözlerin boşluğa dalar.. Suskun sakin bir bekleyiş..İçinde fırtınalar kopar..Kırıklarını toplarsın sonra hayata küsmezsin.. Yaşaman gerekeni yaşamışsındır.. Parçalarını yeniden birleştirdiğinde daha güçlü görünürsün ama aslında daha kırılgan.. Sadece yürürsün..

note (Habertürk Editoryal 1 Nisan 2011)


Bazı şarkılar var çok güzel.. bazı yazılar var, bazı fotoğraflar.. gidilmemiş yollar var görülmesi gereken yüzler, şehirler.. ertelenmiş ya da zamana yenik düşmüş.. o an'a dek hep eksik... ya parçalar tamamlandığında, sona mı erer hayat? ya da yeni bir başlangıç mı?

'Eylül'

Eylüldü hep beni terk edişlerin,
O yüzden sevmedim ben hiç güzü,
Dökülen yapraklar gibi sarardı fotoğraflar.
Kızıldı gökyüzü gün batımı gibi.
Gidip dönmeyeceğinin habercisiyd
Isıtmıyordu içimi, Ağustos bitti..

Gidişin Eylül'dü
Sessiz sedasız, ince bir hüzün..
Öyle ki fark edemedim bu bitişi.
Hep orda bi' yerde olduğunu bilirdim ben
Sen, işte sen!
Ne yöne dönsem yüzümü ordaydın zaten.

Habersizdi gidişin.
Ben o yağmurları sevmedim hiç
Ağustos bitti diye ağlıyordu gök
Ayrı kaldık diye..

Sen yine gelsen belki yaz olur mevsim
Ya da sen 'yaz'san güneş olur içim
Sevmedim Eylül'ü gözyaşlarını alıp gitsin...

(MerveKılıç)

ben..

Eskiden çok kontrollü yaşardım artık öyle değilim her şey daha net. Taktiklerim yok. Başkaları ne düşünüyor hakkımda gibi bir kaygım yok. Olduğum gibiyim. Kim ne derse desin ben kendimi tanıyorum. Hem de çok iyi. Güzel bir şey düşünüyorsam bunu iletiyorum, olumsuzsa susuyorum.. Çok da hesap kitap olmamalı hayatta.Zaman o kadar hızlı ki çünkü,onun kadar hızlı tüketiyoruz biz de herşeyi. Farkındalık belki en önemlisi...

Istanbul




    Makyajlı şehir, eteklerin savruluyor rüzgarda.. Ne de güzel süslenmişsin. 
   Peki ya ruhun? Onu saklamak istercesine... Istanbul..


  _Merve Kılıç_