Yazabilmek, üretebilmek için zihni serbest bırakmak gerekir. Ancak tüm zincirlerinden ve onu esir eden fikirlerden arındığında artık özgür olur. M.K. * Blog'umdaki tüm yazılar bana aittir.
Dilimin Ucunda..
Sözcükler var dilimin ucunda. Saklandıkları yerden çıkmalarından korkuyorum. Çünkü söylenmiş her söz esir alır bizi. Onun kölesi oluruz artık. Herkes kendine göre anlar ya anlatamazsın bazen. Cümleler kurarsın ama köprüleri yıkar, cümleler kurarsın boş beyaz bulutlar gibi üzerini kaplar. Bazen de öyle bir an gelir, susarsın. Doğru mudur ilmezsin. Ama doğru yapsan da kaybedersin bazen. İnsan esir her seye. Özellikle de zaaflarına. Cocuklaşabiliyor bazen bu uğurda. Hatta fazla üzerine düşüp boğabiliyor da! Hepimiz böyleyiz aslında. Yaşamlarımız d birilerinin dilinin ucunda. O sözcükler söylense de söylenmese de öldürüyor bazen. Gülümsemeler bile gönülden gelmiyorsa, gözler baksa neye yarar birbirini anlamadıktan sonra.. Hepsi dilimin ucunda..
O Ben Değilim
Sen görmedin duymadın belki.. Ama ben her şeyi söyledim. Herkes biliyor şimdi, bir senin haberin yok. Olmasın da zaten. Butun sözcükler sana dair, senli ne varsa hepsi bana aitti. Düşlerde yaşardı ve büyürdü içimde günden güne. Öyle bir coskuydu ki bu, içim içime sığmaz, nefes alamazdım bazen. Sendin benim nefesimi kesen. Hem yaşama sebebimdin, hem de katilim. Ruhum hissizleşiyor senden gelen hic bir şeye tepki veremiyordum. Alışıyordum yokluğuna. Yanımda ya da tam karşımda durman neyi değiştirirdi ki adım bile yokken aklında. Aynı yolda yürüyüp iki yabancı gibi davranıyorduk. Önceleri 1 günlük yokluğun bile işkence gibi gelirken artık ayları, yılları sayamaz haldeydim. Her şeyi yaşamıştım sonunda ve sen hiçbirinde yoktun. Sonra.... Sonra geçti her şey! Bir 'sen' geçtin kalbimden, bir de 'ben' geçtim senden.. Tüm sözcüklerin tüm anlamlarını yüklediğim sen.. Adın bile bir şey ifade etmiyor artık. Düşündüm bugün. Ne çok zaman geçmiş üzerimizden. Şimdi diyorum, yeniden yaşasak farklı mı olurdu her şey? Neyse boşver.. Ve bir şey daha.. Kulakların çınlıyorsa arada, merak etme "o ben değilim" artık. :)
ya geçmiş geçmemişse..
Zaman öyle çabuk geçmiş... Büyüyoruz derken kırıklar kırışıklıklar baş göstermiş.. Büyümüşüz de ama en çok unutmuşuz.. Yılları, yaprakları saymamışız, bir bir geçerken günler saatler… Peşisıra kovalarken akrep yelkovanı hayat koşuşturması sarmış bizi.. gözümüzün önünden geçen bir film değil gerçekleşmeyen hayallermiş. Yarım bıraktıklarımız ve asla geri dönüp yaşayamayacaklarımızmış.. pişmanlık değil bu özlem.. ince bir sızı.. hani hep orada bir yerde durur ya.. içten içe büyür belki de unutursunuz bile varlığını. Sonra hiç hesapta yokken bir anda bir sancı kaplar bedeninizi. Göz bebekleriniz büyür o anda. Anlamaya çalışmak istersiniz ama hep inkar eder beyniniz. Hep başka bir ihtimal daha vardır ya hastalıklı bir hala dönüşmüştür artık düşünceler. Kurtulmak istedikçe daha içine çeker sizi. Sorular zihninizi kemirir durur. Gece olur bomboş etrafı seyrederken bulursunuz kendinizi. Telefonlar çalar ama hiçbiri cevaplanmaz. Yemek yemeyi bile unutursunuz. Tek kelime etmezsiniz de. Kendi kendinize hapsolmuşsundur artık ve zamanı geri çevirmek imkansızdır. Geçsin bitsin istersiniz. Geçer de o yara kapanır da.. Ama eğer o kesik derinizin biraz altına geçmişse artık işlemişse bedeninize varlığını unutmanız yetmez, onu artık ömür boyu taşırsınız… Gözünüze çarpar bazen içinizi sızlatır.. işte o an onu gizleyip yola devam etmek istersiniz, edersiniz de… Ama neye yarar! Sizin görmezden gelmeniz, gerçeği değiştirmez. Sonra yıllar geçer… bir gün olur, bir gün gelir… ilk günkü gibidir.. o sakladığınız yara izi öyle çok acır ki ölmek istersiniz, ama ölemezsiniz…
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
Diğer Yazılarım
-
►
2014
(1)
- ► Haziran 2014 (1)
-
►
2013
(3)
- ► Aralık 2013 (3)
-
►
2012
(5)
- ► Temmuz 2012 (1)
- ► Haziran 2012 (1)
- ► Şubat 2012 (2)
-
▼
2011
(17)
- ► Aralık 2011 (1)
- ► Kasım 2011 (4)
- ► Eylül 2011 (2)
- ► Ağustos 2011 (2)
- ► Nisan 2011 (1)
- ► Şubat 2011 (3)
-
►
2010
(33)
- ► Aralık 2010 (4)
- ► Eylül 2010 (5)
- ► Ağustos 2010 (2)
- ► Temmuz 2010 (3)
- ► Haziran 2010 (4)
- ► Mayıs 2010 (5)
- ► Şubat 2010 (2)