Maskeli Yüzler

Uyudum, büyüdüm. Ne çok şey öğrendim senden, sizden, hayattan.. Tecrübeler olgunlaştırıyordu bizi ve pembe gözlüklerimiz günden güne grileşiyordu gözümüzde. Çıkarıp atmaya yeltensek bile öyle alışmıştık ki buna cesaret edemiyorduk. Sonra yeni kostümler biçtik kendimize. Hangi roldeysek o rolü layıkıyla oynayabilmek için. Güzelce yaptık makyajımızı. Aştık sınırlarımızı, benliğimizi, bedenimizi. Alıştıra alıştıra yapıyorduk ki bunu, gün gelip kendimize yenilmeyelim. Biliyoruz çünkü ani bir kararla başlayan tüm hareketler pişmanlıkla sona eriyor. Yerimizde sayarsak geriliyoruz. Geçen yıllar üzerimizdeki toyluğu alıyor. Öyle pamuklara sarıp da büyütmüyor bizi. Aksine sınırlarımızı ölçüyor, zorlu sınavlardan geçiriyor. Kimi daha dimdik çıkabiliyor bu süreçten daha güçlü oluyor, kimi daha kırık.. Hep bir koşuşturma içinde hayat ve yenilenme.. Yarın hep yeni bir gün. Hep umutla dolu. Dün ise hep geçmiş. Geri döndürülemez. O halde en son sayfada hayatımızın en iyi hikayesini yazıp ödülleri topluyor olmamız lazım herbirimizin. Pişmanlık aptallık, korkuyla sığınmak da. Yani demek istediğim, hayat bizi büyütürken biz kendimizi mücadeleye o kadar kaptırmasak, oyunları bıraksak, olduğumuz gibi, istediğimiz şekilde yaşasak hem daha mutlu oluruz, hem daha güvenilir insanlar... Kötülükler ve maskeler de ortadan kalkar. Ancak kimileri o maskeleri çıkarmaktan nedense korkuyor, yoksa gizledikleri yüzleri çirkin mi?
.
(Merve Kılıç)

Hiç yorum yok: